SiyasetYazarlar

Geçmişten günümüze Emperyalizm

Değerli dostlar TÜRK milletinin Zafer ayı olan ağustos ayında TÜRK ve dünya tarihini, kaderini değiştiren kutlu zaferlerimizi andığımız milli şuur ve bilincimizin perçimlendiği asil, soylu geçmişimizin ışığından aydınlık geleceğimizi inşaa ettiğimiz yarınlara umutla baktığımız günleri idrak etmekteyiz.


26 Ağustos 1071 Malazgirt zaferi
11 Ağustos 1473 Otlukbeli zaferi
23 Ağustos 1514 Çaldıran zaferi
24 Ağustos 1516 Mercidabık zaferi
29 Ağustos 1521 Belgrat’ın fethi zaferi
26 Ağustos 1526 Mohaç zaferi


26 Ağustos 1922 Baş komutanlık Meydan savaşı ve Büyük Taarruz zaferlerini iftihar, coşku ve büyük gururla kutluyoruz. Savaş
meydanlarında kazandığımız bu şanlı zaferleri maalesef toplum hayatında, ekonomik hayatta, ticari hayatta, iktisadi alanlarda başarıya çeviremedik. Bizler bir ulus-milletken birliğini sağlayamamış, toplum ve milletler karşısında başarıdan başarıya koştuk. Fakat zamanla ulus-millet olma vasfını yitirdik.

Buna karşılık rakibimiz ve düşmanımız olan topluluklar içlerinde birlik ve düzeni sağlayarak birer ulus-millet oldular. Giderek güçlenerek birer birer karşımıza dikildiler. Mozaik ve çok renkli topluluk diye adlandırdığımız, her türlü destek ve ayrıcalığı verdiğimiz ama bir türlü birlik ve beraberliği sağlayıp millet yapamadığımız etnik köken ve azınlıkları bize karşı kendi çıkarları doğrultusunda öldürücü silah gibi kullanarak emperyalist ( Sömürü ) düzenin temellerini atarak sahip olduğumuz toprakları ve gelişmemiş ülkeleri müstemleke ( Sömürge ) memleketi yapmayı temel amaç edinmişlerdir.

Üstünede bizim bilerek yada bilmeyerek, isteyerek veya istemeyerek yapmış olduğumuz hatalı uygulamalarla onlara uygun zemini hazırladık. Finans-para sektörü Yahudilere, el sanatları Rum- Ermenilere, ordu Almanlara, deniz ticareti Fransızlara, yeraltı-yerüstü zenginlikleri İngilizlere, Balkanlar ve doğu Anadolu Ruslara teslim ederek kendi ipimizi çekip, kendi sonumuzu kendimiz hazırladık. Diplomaside ALTIN KURALI unuttuk. ” Devletlerin dostları, kardeşleri olmaz. Ancak çıkarları olur !!! ” Bizim tebaa-i sadık-a dediğimiz Ermeniler, kavm-i necip dediğimiz Araplar dan gördüğümüz ihanet ve kalleşliğin acı hatıraları hafızalarımızda taptaze duruyor.

Yüz yıllarca barış, huzur, güven, refah sağladığımız kardeşimiz olarak gördüğümüz etnik kimliğe sahip toplulukların bir millet olamadığını asla bizleri kardeş olarak görmediklerini bizi sırtımızdan hançerleyip ihanet ettiklerinde acı bir şekilde öğrendik. Tüm bu olumsuz şartlar altında Mustafa Kemal Atatürk denilen bir güneş ufukta doğarak 36 farklı etnik köken ve kimlikten oluşan insanları tek bir vatan, tek bir bayrak altında bir araya getirerek TÜRK MİLLETİNİ oluşturdu. ” Kendini TÜRK gibi gören, hisseden, TÜRK gibi düşünen, vatandaşlık bağı ile T.C. devletine bağlı olan herkes TÜRK’tür!!!” diyerek T.C. devletinin ve milletinin temellerini atıp mühürlemiştir. Aslında TÜRK’ler tarihte 16 değil 24 büyük olmak üzere 140 civarında devlet kurmuşlardır. Başta Osmanlı imparatorluğu olmak üzere hepsi ekonomisini savaş ve savaş tan elde edilecek ganimetler üzerine kurmuş, diğer bütün alanları devşirmelere, yabancılara, başka etnik gruplara teslim etmiştir. Bu durumu çok iyi analiz eden ATATÜRK 1924 İzmir iktisat kongresinde ” Asıl kurtuluş mücadelesi şimdi başlamıştır. Kısa zamanda kendi kendimizi idare eder hâle gelemezsek denize döktüğümüz düşmanları parası için ülkemize getirmeye çalışırsınız.

Üretmeye mecburuz. Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden rahat yaşamanın yollarını arayan milletler evvela haysiyetlerini sonra hürriyetlerini daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdur!!!” diyerek yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızı kendimiz işleteyeceğiz ilkesiyle yerli ve milli politikaları belirlemiştir. 12 Nisan 1925’te çıkarılan 608 sayılı kanunla Türkiye’de maden işletmek isteyen şirketlerin sermayesinin %51’inin T.C. vatandaşlarına ait olma şartı getirildi. 26 Mayıs 1929’da yapılan düzenleme ile madenlerde sermayesi %51’i T.C. vatandaşına ait olması yerine madenler TÜRK şirketlerine ihale olunur şartı getirildi. Ancak 1954’te DP iktidarı döneminde ABD’li uzmanlar gözetiminde hazırlanan 6326 sayılı Petrol kanunu ve 1957’de ki 6987 sayılı kanunlarla petrol ve madenlerimiz yeniden yabancı şirketlere teslim edilmiştir. Atatürk’ün getirdiği yabancılara Anadolu topraklarında maden arama ruhsatı verilmesini yasaklayan köy kanunu 2003 yılında değiştirildi. Sadece 2006/2008′ de %2 vergi karşılığı 40.193( kırk bin yüz doksan üç ) ruhsat verilirken 4000(dört bin) maden sahası satıldı. Yabancıların ülkemizde sahip olduğu maden alanı 150 bin km’ye ulaştı. Bir başka deyişle ülkenin %19’u yabancı kontrolünde. Verilen maden ruhsat sayıları 1923/2002 arası 1300( bin üç yüz) 2002/2019 arası 106.000( yüz altı bin). Görüldüğü üzere İstiklâl marşımızdaki ” Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı!!!” sözünü tutamadık.

Bütün kıtaları ezberledik ama özünü anlayamadık. Silahla, savaşla vermediğimiz topraklarımızı parayla aldılar. Sesimiz çıkmadı. Yabancılara satılan toprak 75 milyon M2 üzerinde. Özeleştirme adı altında yeraltı, yerüstü kaynaklarımızı, arazi, konut, fabrika, işletme, şirket, banka v.b yerli ve milli değerlerimizi yabancıların kontrol ve insafına teslim ettik. Anlaşılan emperyalist devletlerin politikalarının ana fikir ve temelini oluşturan Haim Nahum doktrini tıkır tıkır işlemeye devam ediyor. Peki nedir bu doktirin? 7 maddelik bu doktirinde Haim Nahum der ki; 1) Aç bırakacaksın 2) İşsiz bırakacaksın 3) Borca esir edeceksin 4) Dininden uzaklaştıracaksın 5) Böleceksin 6) Böldüklerini bir biriyle savaştıracaksın 7) Yumuşak lokma haline getirip yutacaksın. Kabul etsekte etmesekde her geçen gün işsizlik artıyor. Borcumuz artıyor. Fakirleşiyoruz. Milli-manevi değerlerimizden uzaklaşıyoruz. Yozlaşarak, cahillik girdap ve karanlığına sürükleniyor her geçen gün bir birimize yabancılaşıyor daha yumuşak lokma haline geliyoruz. Peki bizim bu duruma karşı geliştirdiğimiz refleks ve anti tezimiz var mı?

Saygılarımla…
İBRAHİM TORUN
Not: Büyük Türk devletleri
Büyük Hun, Ak Hun, Batı Hun, Avrupa Hun, Göktürk, Uygur, Altın Ordu, Avar imp. Hazar imp. Harzemşahlar, Karahanlılar, Gazneliler, Babürler, Timur imp. Selçuklu, Osmanlı imp.
Bunlara ilaveten
Hititler, İskitler, Sümerler, Horasan imp. Safaviler, Türk Memlûk imp. Türk Macar, Türk Bulgar devletleri dir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu